İran şahı, tıp ilminde şöhret olmuş bir hekimi, Müslümanlara hizmet etmesi için Allah’ın Elçisi’ne göndermişti. Birkaç yıl…
![]()
İslam büyüklerinin nûranî hayatlarından tasavvufi kıssa ve öyküler
İran şahı, tıp ilminde şöhret olmuş bir hekimi, Müslümanlara hizmet etmesi için Allah’ın Elçisi’ne göndermişti. Birkaç yıl…
![]()
Muttakilerin önderi İmam Ali’nin (a.s.) Nehcü’l-Belağa’da zühdün tarifini yapan bir cümlesi vardır. Bundan daha iyi bir tarif yapılamaz. Zühdün tarifini İmam Ali’den (a.s.) almak gerekir. Hazret şöyle buyuruyor:
![]()
Çocukken ibadete heveslenir, geceleri uyanır, namaz kılar, Allah’a yakarırdım. Bir gece…
![]()
Resûl-i Ekrem Hazreti Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) oğlu İbrahim’in vefat ettiği gün, güneş tutuldu.
![]()
Kuruntuya seviniyor, kuruntuya üzülüyoruz. Bize vaat edilen o asıl makam ve rütbeden gafil oluyoruz.
![]()
Arap bir satıcı, caminin ortasında devâsa figürüyle uyuyordu. Biz de oturmuş dersin başlamasını bekliyorduk.
![]()
Ayetullah Muhammed Taki Behçet’e sordum: “Dünya ve ahiret saadetini neyde görüyorsunuz?” Cevap verdiler…
![]()
Seyyid Ali Kadı Tabatabai, Necef’te Ayetullah Mirza Şirazi’nin öğrencisiydi. Tebrizliler onun kasabalarına rehberlik etmek için gelmesi konusunda ısrarcıydı ve o da onlara olumlu cevap vermeye karar verince hocasına…
![]()